Ana içeriğe atla

evsiz milyoner

Beni evden kovdukları zaman on altı yaşına gireli bir kaç gün olmuştu; Aslında iyi bir çocuk değildim sürekli evden kaçıyor yaramazlık yapıyordum. ama adı üstünde bir çocuktum. belki evden beni aklım başıma gelirde daha uslu bir çocuk olurum diye kovmuşlardı; Bunu onlara hiç bir zaman sormadım. zaten hiç bir zamanda eve geri dönmedim. Başlarda dışarıda kalmak benim için baya zordu kalacak yer veya yiyecek yemek bulmaktan çok benim gibi dışarıda kalan madde bağımlısı kişilerin saldırısına uğramamak için geceleri uyumuyor onun yerine gündüzleri uyuyordum. zaman aktıkça her şeye daha kolay adapte oluyordum. dışarıda kalan diğer benden büyük veya küçük kişiler ile zaman ile muhabbetim artmıştı; onlara göre daha temiz yüzlü biri olduğum için bazı yerlere daha kolay girebiliyordum. zaman ile ön yargı ile yaklaştığım bu insanları tanıdıkça hepsinin bir hikayesi olduğunu dahası hepsinin bir insan olduğunu unuttuğumu anladım. En çok Eyüp Sahili ve Alibeyköye giden sahil yolunda zamanımı geçiriyordum. havanın durumuna göre sürekli olarak kaldığım yer değişebiliyordu yazları genelde banklarda yada sahilde bulunan ve sahiplerinin bazen aylarca uğramadığı teknelerde yatıyordum. kışları ise hastane acillerinde sanki hasta refakatçisi gibi davranarak yada camilerde yatıyordum. bazen bilerek kişiler ile kavga edip günü kurtarmak için nezarette kalıyordum. yiyecek sıkıntım ise hiç olmuyordu, fast food satışı yapan yerlerin yakınlarında durup kişilerin bıraktığı hamburger patates gibi fazlalıkları eğer o an kalabalık ise sanki müşteri gibi oturup artanı yiyordum. yada hızlıca alıp oradan uzaklaşıyordum. bir süre sonra çalışanlar beni tanısa bile temiz görünümüm nedeni ile insanlardan artanları almama karışmıyorlardı; elbise olayımı ise hırsızlık yaparak karşılıyordum. genelde camilerden ayakkabı çalıp bunları eşya karşılığında takas ediyor yada gecekondu mahallelerinde çamaşır iplerinden eşyaları çalıyordum. hırsızlık doğru olmasa bile aslında bana yabancı bir şey değildi ailem ile yaşadığım zamanlarda sürekli olarak babamın cebinden para çalardım. yaptığım hırsızlıklardan pişmanlık duymuyordum çünkü kişileri zora sokacak şeyleri çalmamaya özen gösteriyordum yeni eşyalardan çok az kullanılmış eşyaları çalmaya özen gösteriyor yine para, telefon gibi şeyleri çalmıyordum. gezdiğim sahil yolunda çok eski boş bir fabrika vardı; burada gündüzleri sahil yolunda diye içkiciler vakit geçirir geceleri ise iti kopuğu eksik olmazdı; bu kişiler genelde bizim gibi insanlardan ziyade gasp , tecavüz , adam öldürme gibi suçlardan girip çıkmış bulaşılmayacak insanlardı; zaman ile edindiğim çevre nedeni ile bu fabrikada bir oda bana ait olmuştu bu insanlar gece her şeyi yapsalar 'da bana dokunmuyor beni görmezden geliyorlardı; bana bulaştıkları zaman diğer sokakta yaşayan insanları karşılarına almak istemiyorlardı; bu oda için bir kilit alıp bazı eşyalarımı bu odada tutuyordum çok eski bir soğutucu bulmuş sokakta yaşayan adamlardan birinin sayesinde kaçak elektrik ile bunu çalıştırmıştım. bazen bu dolapta pazarcıların akşam evlerine gitmek için toplandığı zamanlar attıkları yenilecek gibi olan meyve sebzeleri toplayıp bunun içine atıyor. bir-iki haftada bir dilendikleri paraları bir araya getirip satın aldıkları tavuk yada tuttukları balıkları yaktığımız ateşte pişirip meyve ve sebzeler ile güzelce yiyorduk. benim dışında bu odaya girebilen bir-iki kişi vardı; oda bana özel olmasına rağmen ben vaktimi daha çok sahilde bulunan boş teknelerde geçiriyordum orada uyumak bana huzur veriyordu; kendimi bildim bileli denizi seviyordum. Günlerim nerede ise bir rutine oturmuştu bir gün teknelerden birinde yatarken sabahın köründe birinin dürtmesi ile uyandım. sanırsam bizimkilerden biri diyerek acele etmeden uyuduğum yerden kalkmaya çalışıyordum. birden karşımda başka biri olduğunu gördüm önce sivil polis sandım ama adam bana "tekne ile açılmam gerekiyor." deyince tekne sahibi olduğunu anladım kendisinden özür dileyerek tekneden indim. adam arkamdan biraz bana bakarak "istersen benim ile gelebilirsin" diyerek seslendi bende normal bişeymiş gibi tamam diyerek tekneye yeniden bindim. adam tekne ile açıldı ve yanında getirdiği oltayı denize attı; benim ile sürekli konuşmak için konu açıyor neyin nesi olduğumu soruyordu; bende başımdan geçenleri ona anlattım bana güvenmişti; ve nasihat veriyordu; onca nasihat arasından benim için en önemlisi "senin kalacak bir eve ihtiyacın yok bir teknen olsa yeterli bence" diye söylediği kelimelerdi; ne yapmak istediğimi o zaman anlamıştım sokakta yaşamak benim için sorun değildi; aslında istediğim her yerde yaşayabilirdim çünkü ihtiyacım olan eşya ve yemekti bunları'da gittiğim her yerde bulabilirim diye düşündüm. akşama doğru adam beni aldığı yere yeniden bıraktı ve istersen bu teknede yatabilirsin dedi; kendisine teşekkür ettim ve vedalaştık sabaha kadar adamın dediklerini düşündüm. kendi kendime bir tekne nasıl alabilirim diye düşünüyordum. birden aklıma internet üzerinden iş yapmak geldi ama bunun için bir cep telefonuna ihtiyacım vardı onuda bulmak çok zor değildi aslında çünkü dışarıda kalan insanlar genelde hep hırsızlık yapıyordu bende birinden çaldığı telefonu istedim beni kırmayıp verdi; eyüpte arada bir gittiğim çaycı vardı arada ona çok işi olduğu zaman getir götür işlerine yardımcı oluyordum beni'de seviyordu; kendisinden bazı mektup ve faturaları almak için onun dükkanını kullanıp kullanamayacağımı sordum ve beni kırmayıp kabul etti. kenarda zor günler için tuttuğum para vardı; önce telefonuma bir hat alıp bir bankadan kendime hesap açtım. adres olarak ise çaycı dükkanının adresini verdim fatura yada diğer şeyler bu adrese gelecekti; ailemden çaldığım paralar le sürekli olarak internet cafe 'de oyun oynuyor internette kızlar ile chat yapıyordum. bu yüzden en iyi parayı yine internet üzerinden belki kazanırım diye düşünüyordum. her restoran yada cafe 'de bedava internet vardı; müşteri gibi takılıp şifresini istiyordum kısa süre sonra nerede ise hepsinin bende şifresi kayıtlıydı; böylece biri kapalı olsa diğerine bağlanıyordum telefonu ise aldığım şarj cihazı ile hastanelerin acilinde şarj ediyor eğer priz bulur isem hemen şarj etmeye dikkat ediyordum. internette para kazanmanın kolay yolları diye arama yaptığımda çıkan tüm sonuçlara girip okuyordum. tıkla kazan , oku kazan, makale yaz kazan gibi ne var ise hepsinden bir-kaç kuruş olsa bile kazanmaya özen gösteriyordum. bir yandan'da kendimi geliştiriyordum. istediğim gibi bir teknenin bana maliyeti onbeş bin lirayı buluyordu; önümde daha çok yol vardı; bende para kazanacağım ne iş var ise ücretine bakmadan yapıyordum. bir-kaç ay içerisinde üç bin lirayı geçik para toplamıştım. ama bu hızla anca bir kaç sene sonra istediğim gibi bir tekne alabilecektim. her şey yolunda ilerlerken bir süre sonra ne durumdayım diye hesabımı kontrol etmek için internet üzerinden hesabıma girdim. birden hesabımdan bir kaç lira almadığım bir hizmet için kesinti olduğunu gördüm. hemen bankaya giderek durumu bildirdim incelemenin ardından tamam diyerek bir-kaç saat içinde paranın geri iade edileceğini söylediler. bende bankadan çıkıp restoran ve cafelerin olduğu yerde internete bağlanıp reklam izleme yada forumlarda makale paylaşma işlerine bakmaya başladım. bulduğum her işi yapıyor ve banka hesap bilgilerimi veriyordum alacağım ücretler genelde bir kaç lira olduğu için kişilerin yatırıp yatırmadığını kontrol etme gereği duymuyordum. benim için iş sonrası aldığım referanslar önemliydi böylece daha çok iş geliyordu; zaman geçtikçe bir gün bankaya gidip kesilen ücret iadesinde bulunduğum aklıma geldi acaba banka geri iade ettimi diye hesabıma giriş yaptım. hesap hareketlerinden baktığımda iade edilmiş olduğunu gördüm ama biraz daha dikkat ettiğimde iade edilmesi gereken tutarın sonunda fazla sıfır olduğunu fark ettim iade edilmesi gereken yetmiş lira yerine yetmiş milyon lira hesabıma yatmıştı; sanırsam banka bir hata yaptı diyerek dokunmadan hesabımdan çıkış yaptım. yaşadığım heyecan yüzünden sürekli olarak hesabıma girip kontrol edip çıkıyor cafe ve restoranların bulunduğu meydandan geç olmasına rağmen ayrılamıyordum. yatan paranın üzerinden bir-iki gün geçmesine rağmen halen geri çekilmemişti belki hesabımda bulunan paradan daha fazlasını çekemem diyerek atm 'den atm 'ye dolaşarak çekebileceğim sınırın üzerinde bir-kaç bin lira para çektim. birden aklıma ihtiyacım olan parayı çekip ortadan kaybolmak geldi; ama bir-kaç bin lira için yakalanıp hapis yatmayı gözüm almadı; sürekli olarak hesabımda bulunan paranın normalde benim olsa neler yapabileceğimi düşünüyordum. o para ile istediğim her şeyi yapabilirdim ama hemen yakalanırım diye düşünüyordum. bir gün eski fabrikada dalmış şekilde düşünürken varilde yaktıkları ateş başında konuşan adamların muhabbetine kulağım takıldı; sahte kimlik çıkartmak yurt dışına kaçmak gibi muhabbetler ediyorlardı; aralarına inip sahte kimlik ve yurt dışına kaçmak konusunda onlardan fikir aldım bana bir kaç bin liraya patlayacağını istediğim taktirde her şeyin bir-kaç gün için hazır olacağını söylediler. tamam diyerek aralarından uzaklaştım. o an için imkansız olan her şey bana daha imkanlı geliyordu; ama ilk önce hesabımda bulunan parayı nasıl kimse dokunmadan yanımda taşıyacağımı düşünüyordum internet üzerinde para aklamanın yollarını aramaya başladım o an sanal para olan bitcoin haberlerine denk geldim bana verdikleri cüzdan ve özel anahtar sayesinde istediğim yerden cüzdanıma ulaşabiliyor ve nakit 'e çevirebiliyordum. bir internet cafe 'ye gidip cüzdanı kurup özel adresimi ve kurtarma bilgilerini alıp bunları rar ile şifreleyerek hem usb belleğe hemde bir kaç mail adresine attım ne olur ne olmaz diye; o gün sahilde sabaha kadar düşündüm bunu ya yapacak yada yapmayıp ömür boyu böyle yaşayacaktım. bir köpek gibi ömür boyu yaşamaktan ise bir aslan gibi bir-kaç gün yaşamayı tercih edip kendi kendimi hazır hale getirmiştim. sabahın ilk ışıklarında bir internet cafe 'ye gidip önceden takıldığım forumlarda uygun fiyattan bitcoin alımı için konular açtım normalde ederinden yüzde 7 daha fazla ücret ödüyordum. ödemeyi ise ister havale ister eft ister ise şans oyunları hesaplarına yapıyordum. bir yandan ise ATM 'den ATM 'ye dolaşarak nakit çekimi yapıyordum banka işlemlerinde limit olduğu için tüm parayı bitcoin 'e çevirmem için günler gerekiyordu; diğer yandan ise adamlar ile konuşarak sahte kimlik ve yurt dışına kaçmak için gerekli işlemleri hazırlamalarını istedim. ödemeyi ise cebimde bulunan bilerek eskittiğim kağıt ve demir paralar ile yaptım. aksi taktirde benden şüphe edip zorluk çıkartabilirler 'di. Her şey yolunda gidiyor bir kaç milyon lirayı bitcoin olarak çevirmiş ne olur ne olmaz diyede bir kaç bin lira kenara nakit atmıştım. adamlar sahte kimliğimi getirmiş bir kaç hafta sonrada yunanistan oradanda norveçe kaçak yollar ile girecektim. tüm parayı çekmek için yeterli vaktim vardı, bir-kaç gün sonra cep telefonum çaldı; özel bir numaradan aranıyordum telefonu açtığım zaman karşı tarafta bulunan kişi kibar bir ses tonu ile çalıştığım bankanın müdürü olduğunu hesaplarda bir karışıklık olduğu için benim hesabıma yanlış para yattığını ve parayı iade etmem gerektiğini aksi taktirde hukuki yollara başvuracaklarını söyledi; bende aradığı kişinin burada olmadığını ve görürsem söyleyeceğimi belirtip telefonu kapattım hemen meydana gidip internet üzerinden hesabıma giriş yapmaya çalıştım ama hesabım bloke yemişti; adamları arayıp beni yurt dışına kaçırmaları için daha erken bir güne almalarını söyledim. biraz uğraşlar sonucu bir hafta beklemek yerine iki-üç gün içinde beni kaçıracaklardı; akşama doğru dışarıda kalan çocuklardan biri koşarak yanıma geldi; ve çaycıya polislerin gelip beni sorduklarını söyledi hemen adamları arayıp yola koyulmamız gerektiğini belirttim tamam diyerek beni aldılar onlara biraz para verip araba kiralamalarını giderken daha rahat olacağını söyledim tamam diyerek bir araba kiralayıp beni alıp yola çıktılar bir-kaç saat sonra edirneye varmıştık burada bir gün geçirecektik beni kaçıracak olan adamların bir tanıdığının yanında kaldık biraz sohbet ettik ben hiç bir şey çaktırmamak için zaten sokakta yaşadığımı biriktirmiş olduğum son para ile şansımı denemek istediğimi söyledim diğer adamlar beni tanıdığı ve geçmişimi bildiği için bana inanmışlardı; sabah erken kalkıp dışarı çıktım kendime yeni eşyalar ile şişme mont aldım ve bir terziye gittim eşyaların gizli yerlerine gizli cep yapmasını söyledim. üzerimde çok fazla nakit para vardı bunların büyük bir kısmını döviz yada altına çevirdim ve bu gizli yerlere sakladım. yiyecek bir şeyler alıp eve geri döndüm adamlar şaşırmıştı onlara dikkat çekmemek için üstüme bişeyler aldığımı söyledim getirdiklerimi yedikten sonra yola koyulduk bir-kaç saat sonra enez sahile vardık. adamlar beni tekne ile diğer benim gibi kaçmak isteyen kişiler ile akşama doğru Yunanistana kaçıracaklardı;

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Araf

“bazıları karanlıkta huzur bulur…” 

İstanbul 'un varoş bir semtinde bir gecekonduda doğum çığlıkları arasında dünyaya geldi Araf; doğumundan bir-kaç dakika sonra annesini kaybetti;  o doğarken annesinin attığı çığlıkların yerini eski bir boksör olan ayyaş  babası Saim 'in öfkeli barışları aldı; Saim evde bulunan ebe ve diğer kadınları kovduktan sonra Araf 'ın ağlama sesine aldırış etmeden eşinin cansız bedenine dakikalarca baka kaldı, Bir süre sonra Araf 'ın ağlama sesi Saim 'i kendine getirdi, Saim öfkeli gözlerle Araf 'a bakıyordu, Onu öldürmek istiyordu, zaten onun doğmasını'da hiç bir zaman istemedi, ama kendi kendine "Bu kadar kolay olmamalı" diyerek. Araf 'ı orada bir beze sarıp evin kapısına yöneldi; kapıyı açtığında mahallede olayı duyan insanlar kapının önünde onu bekliyordu, Saim aralarından kendine sorulan tüm sorulara aldırış etmeden hipnoz olmuş gibi geçip gitti, bir kaç dakika yürüdükten sonra bir gecekondunun kapısına eli il…

El-Cebbar

Lise yıllarında bilgisayar oyunlarına olan düşkünlüğüm yüzünden sürekli okuldan kaçıyor ve derslerime çalışmıyordum. Buda benim okulda kalmama neden olmuştu; Ailem belki akıllarım diye bana iki ceza verdi; ilki onlar ile bu yaz tatile gitmeyecektim ikincisi ise amcamın yanında çalışmaya başlayacaktım. Ailem beni istemeden hem cezalandırmış hemde ödüllendirmişti, Tatile gitmeyi çok istiyordum ama yaptıklarım yüzünden cezayı hak etmiştim. Bana göre ödül olan ise amcamın bir internet cafe 'si vardı ve hem çalışıp hemde durmadan oyun oynayabilirdim. Bir hafta sonra Ailemi yolcu eder etmez. Amcamın yanında işe başladım internet cafe 'de bulunan müşteriler ile ilgileniyor boş bulduğum zamanlarda'da hemen bilgisayar oynuyordum. İnternet Cafe 'ye düzenli olarak bir müşteri geliyordu; İnternet Cafe 'de bir-iki tane her nerede ise her oyunu çalıştırabilecek bilgisayar vardı; Bu müşteri o bilgisayarlar dolu olsa bile sürekli olarak onları bekliyordu; bir süre sonra bu kişinin…

Kara Kuyu

14 Şubat 2014


 Her iki haftada bir cuma günleri annem , teyzem ve dayım eşi ve çocuklarını yanına alıp annelerine ziyarete gelirlerdi, Bu bir araya gelmeler Aile ilişkilerini canlı tutuyordu, Ananeme yakın oturduğumuz için benim ananemi daha çok görme imkanım oluyordu, O günün aslında diğer Cumalardan farkı yoktu; Annem ve Kız kardeşim Ananeme gittiler. Ben yorgun olduğumdan Ananeme gitmek yerine evde kalıp biraz televizyon izledikten sonra uyudum. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru bir takım seslere uyandım uyku sersemi olduğum için seslere pek aldırış etmedim. Evimiz Ananeme ne kadar yürüme mesafesinde olsa’da gece geç saatlerinde bazen eniştem evlerine giderken bizi’de yol üzerinde diye araba ile eve bırakıyordu, Binanın giriş katında oturduğumuz için zaten kapının önünde olan konuşmalar evin içine kadar geliyordu, ben normal karşıladığım için uykuma kaldığım yerden devam ettim. Sabah telefonumun alarmı ile yataktan kalktım ve işe gitmek için hazırlandım lavaboda yüzümü yıkadıktan …